Batman: Arkham Knight

Scarecrow

Uyarı: Yazı, “Arkham Knight Rises”, “Herşeyin Suçlusu Iron Galaxy Studios mu?” ve “İnce Ayar Gerekli mi?” başlıklı bölümleri haricinde oyun hakkında yoğun miktarda spoiler içermektedir!

“Gotham’ın daha fazlasına, daha kötüsüne ihtiyacı var… Yeni bir efsaneye ihtiyacı var, benim şu an olabildiğimden daha güçlüsüne. Sadece Batman’in küllerinden yükselebilecek bir efsane.”

                                                                                                                      Batman

Batman ailesinin ölümü

Sevdiklerinin ölümünü izlemek… Anne babanızın gözlerinizin önünde vurulması. Daha da kötüsü sevdiklerinizin sizin hatanız yüzünden ölmesi. Ortağınız olan genç bir çocuk ve sevdiğiniz kadın. İkisi de daha en başından öldürmeniz gereken ama lanet olasıca ilkeleriniz yüzünden cehenneme yollayamadığınız bir palyaço tarafından katledilirse ne olur? Batman gibi hissedersiniz. Ya da belki de hissetmezsiniz. Dünya üzerindeki kimse onun eşi benzeri değildir. Ona yakın, onu anlayabilecek tek bir kişi vardı: Ölmüş olan ancak ölü hali dirisinden bile daha korkunç olan o aşağılık palyaço.

Ve şimdi de Batman, Barbara’nın intiharının ardından acı içerisinde duruyordu. Ama ayağa kalkmalı ve Alfred’in deyimiyle Barbara’nın ölümünü boşa çıkarmamalıydı. Bugüne kadar dayanmıştı, bir gece daha dayanabilirdi. Son kez görüneceği bir gece!

Arkham Knight Rises

Harley Quinn

Çizgi romandan siyah ekrana geçiş çoğu zaman başarısız olmuştur. Süper kahramanlar dijital oyunlara oldukça uyumlu bir konsept gibi görünse de işler gerçek hayatta bu kadar kolay yürümüyor. Bu yüzden 2009 yılında çıkan serinin ilk oyununun başarısını tarihi bir olay olarak nitelendirmek abes kaçmaz. Ardından gelen devam oyunu Batman: Arkham City ise kaliteyi bambaşka bir boyuta taşıdı. Oyun tarihinin en sofistike senaryolarından biri, dinlemeye doyamayacağınız bir soundtrack, başarılı seslendirmeler, benim gibi yan görevlerden nefret eden bir adamı bile cezbeden ve hikayedeki detayların anlaşılması açısından mutlaka bitirilmesi gereken yan görevler, NVIDIA’ya müthiş PR avantajı getiren PhysX efektleri. Oyunda kalite adına ne ararsanız vardı. (“PC versiyonunda bazı oyuncuların karşılaştığı ve bana hakkında rehber yazdırtan sorunlardan bahsetmeyelim” demeyi çok isterdim ama yazının ilerleyen bölümlerinde bundan bahsetmek zorunda olduğumu tahmin ediyorsunuzdur.) Ardından aslında kaliteli olan ama Arkham standartlarına göre zayıf kalan bir prequel. Bazı oyuncular Arkham serisini bir üçleme olarak kabul eder ve Origins’i dışarıda bırakırlar. Eğer Arkham serisi bir üçlemeyse, herhalde The Dark Knight serisi ile karşılaştırmamak olmaz. Şaşırtıcı derecede kaliteli bir başlangıç, bu kaliteyi daha üst seviyeye taşıyış(ancak ben her zaman Batman Begins’i daha çok sevmişimdir.) ve tartışmalı bir veda. Tarih tekerrür etti ve Arkham Knight da oldukça tartışmalı bir son oldu.

Herşeyin suçlusu Iron Galaxy Studios mu?

Batman

Öncelikle şunu söyleyeyim: Bir oyuna not verirken oyunun teknik sorunlarından dolayı puan kırmak abesle iştigaldir. Eğer böyle yapılacaksa pek çok oyuna verilen puanlar tekrar gözden geçirmelidir. Örneğin bu oyun gibi Unreal Engine 3 isimli rezalet motoru kullanan oyunların önemli bir kısmı tekrardan sorgulanabilir. Problemden anladığı tek şey performans düşüklüğü olan ve azınlığın yaşadığı sorunları görmezden gelenler, sözgelimi Bioshock Infinite hakkında ettikleri kelamları tekrardan gözden geçirmeliler. Ya da çökmeden duramayan, sistemdeki sorunları yakalama konusunda stres testlerinden çok daha iyi performans gösteren, berbat kodu yüzünden çöken, bazı sistemlerde stabil çalıştırmak olanaksız olan, düşük grafik kalitesine rağmen deli gibi kasan bir sürü oyun var. Yüzlerce oyun bitirmiş biri olmamama rağmen bir çırpıda Arkham Knight’tan daha sıkıntılı, hatta tamamen kendi bozuk kodundan dolayı daha sorunlu bir sürü oyun sayabilirim.

Arkham KnightOyun hakkındaki Oyunun PC sürümündeki problemler hakkında Iron Galaxy’i günah keçisi ilan edenler, yaptıkları işi ciddiye almayan, oyunlara “çocuk eğlencesi” gözüyle bakan profesyonellerdir. Kısmen haklılar, Iron Galaxy çok kötü bir iş çıkarmış. Bayağı hatalılar. Ancak bu işte “epic fail” bir oyun motoru ile yıllarca insanlara çektirmediğini bırakmamış Epic Games ve “Bunu PC’ye port eden ne kadar zorlanacak?” acaba sorusunu sorduktan sonra “Amaan boşver yaa” diyen Rocksteady kadar hatalı değiller.değerlendirmemde teknik sorunları ölçüt almayacağım. Bunlardan da yazının ilerleyen bölümlerinde bahsedeceğim.

Grafikler, müzikler ve oynanış

Arkham Knight

Arkham Knight oldukça tartışmalı bir yapım. Kimileri serinin eski oyunları kadar kaliteli olduğunu söylerken, başkalarına göre öncekilerin mirasını yiyen vasat bir oyun. Ben iki görüşün arasında kaldığımı söyleyeceğim. Değerlendirmeye ilk olarak kolay olan kısımdan yani grafiklerden başlayacağım.

Eski nesil konsolların boş verilmesi cesur ama doğru bir hamle olmuş. En üst ayarlarda harika bir görsellik sunduğunu rahatça söyleyebilirim. Yeni patch ile PC versiyonunda film grain ve chromatic aberration’ı kapatabilmemiz sevindirici.

Müziklerin de atmosfere olan uyumluluk ve kalite bakımından da kalburüstü olduklarını söyleyebiliriz. Ama gene de bir Arkham City değiller.

Arkham Knight

Oynanış ise bana göre Arkham City’den daha kötü. Arkham City’deki yan görevlerin hiçbiri gereksiz değilken burada sadece oynanış süresini uzatmak için konmuş gibi duruyorlar. Hele ki birazdan bahsedeceğim Hush ile olan hesaplaşmamızda olduğu gibi, bosslarla yapılan dövüşlerin çoğu sıkıcı. Oyunun büyük bir bölümünde kullandığımız Batmobile’in kontrollerinin de fiziklerinin de iyi olmadığını söylemem gerekir. Kardeşlerine göre tek artısı, ailenin “açık dünya oynanışı hissi”ni en iyi veren üyesi olması.

Hikaye ve anlatımı

Geri kalan her şey hakkında kısa kısa yorum yaptıktan sonra en önemli meseleye yani oyunun senaryosuna gelebilirim. Arkham serisini bir efsane yapan atmosfer ve senaryodur. Bu konuda sanırsam herkes benimle hemfikir. Peki, serinin son oyunu bu konuda ne durumda? Kara şövalyenin bu macerası bizi bambaşka diyarlara götürüyor mu? Oyun efsanevi bir öykü mü anlatıyor? Batman Gotham’a unutulmaz bir veda(?) mı ediyor?

Bu konuda hiç olumlu konuşamayacağım. Atmosfer açısından bakarsak duygusal anlamda bekleneni veren sahneler yok değil. Oyunun Knightfall Protokolü öncesindeki finali, Scarecrow ile son karşılaşmamız, zihnimizde Joker ile savaşımız gerçekten on numara olmuş. Knightfall Protokolü ve tartışmalı sonu da mükemmel. Fakat örneğin Arkham Knight’ın kimliği heyecan ve gerilimin dorukta olduğu bir sahne ile bize sunulabilirdi, herkesin oyunun gizemli düşmanının kim olduğunu rahatça tahmin etmesine rağmen. Peki ya başlangıca ne demeli? Oyunu memur Owens’ın gözünden oynamaya başlamamızın büyülü bir tarafı mı var? Görselliğin teknik olduğu kadar sanatsal anlamda da iyi kotarılmış olması ve  müzikler de olmasa atmosfer açısından tam bir fiyasko diyeceğim.

Deathstroke

Oyunun atmosferinin zayıflığının elbetteki en büyük sebebi hikâye anlatımı ve hikayenin zayıflığı. Arkham City’de “bu adam bir sonraki oyunda başımıza çok büyük bela olacak” dediğimiz Hush “Dağ nasıl fare doğurur” konulu ders veriyor. Güvendiğimiz öbür dağlar olan Deathstroke’a da, Penguin’e de, Two Face’e de karlar yağmış durumda. Kendine ait bir DLCsi olan Harley Quinn de bekleneni vermekten uzak. Zaten en kaçık villainlardan biriyken, Joker’in ölümünden sonra daha fazla şey yapabilmesini beklerdim. Bunların her biri iz bırakarak veda etmeliyken sadece karşımıza çıkıp kolayca kaybediyorlar ve oyunun konusuna bir şey katmıyorlar.

Hikayenin çelişkileri, boşlukları ve diğer hataları da saymakla bitmiyor. Riddler’ın o tuzakları kurup onca trophy’i Batman’e görünmeden şehre dağıtması zaten tuhaf bir şey. Buna getirilen açıklama da mantıksız. Oyunda mutlaka Riddler ile uğraşmamız gerektiği için buna hoşgörüyle yaklaşabiliriz. Ancak her kusuru da bu kadar kolay kabullenemeyiz. Örneğin Barbara’ nın intihar sahnesi. Scarecrow bizim ne göreceğimizden nasıl bu kadar emin? Korku gazının ne şekilde etki edebileceği bu kadar kolay mı tahmin ediliyor? “Arkham Knight bu konuda Scarecrow’a ipucu vermiştir” diyebilsek de bu tam tatmin edici bir izah değil. Arkham Knight’ın Batman’in açıklarını kullanmasından bahsetmişken neden aklına insansız drone tankların içine askerlerini yerleştirerek Batman’in öldürmeme kuralından istifade etmeyi düşünmedi? Hatta masum halktan birilerini de kaçırıp Batman’i daha da zor durumda bırakabilirdi. Bunun yanına saçmalık diyemeyeceğimiz ama açıklanması gereken yerler de var öyküde.

Barbara Gordon

Karaktlerin de çoğunun beklenenin altında kaldığını ve ağırlıklarını koyamadıklarını söylemem gerekir. Alfred haricinde Batman’in tüm müttefikleri “kurtarılmayı bekleyen prenses” konumuna düşüyorlar. Jim Gordon, Nightwing, Poison Ivy, Catwoman, Oracle, Robin. (Bu durum Joker’in de dikkatinden kaçmıyor elbette.) Tim Drake’in öyküde daha önemli bir yeri olmasını beklerdim. Villainların etkisizliğinden daha önce bahsetmiştim. Arkham Knight’ın bu kadar fazla zayıf noktasını bildiği Batman’e karşı yapabildiği planların yetersiz kalmasını yeterince motive olamamasına mı bağlayalım? Gerçekten devleşen ve bizi biraz da olsun teselli eden tek isim sadece Scarecrow oluyor, villainların içerisinde bir tek o hayal kırıklığı yaşatmıyor.

Hikaye ve anlatımını Arkham standartları ölçüsünde değerlendirdiğim için bu kadar eleştirdim. Yoksa gene de ortalamanın çok üstünde bir konu var. Batman’in işin sonunda çivi çiviyi söker taktiğini uygulayarak Korku Gazı’nı Joker ile, Joker korkusunu korku gazıyla, Scarecrow’u ise güvenmekten vazgeçmediği Jason sayesinde alt etmesi kahramanımıza yakışan akıllıca bir taktik. Arkham Knight’ın kimliğinin sürpriz olmaması bana göre eksi değil. Batman ile olan ilk karşılaşmalarında “Ölme zamanı yaşlı adam” dediği anda Batman çizgi romanlarına aşina olan herkes kim olduğunu tahmin etmiştir.

Oyundaki göndermeler

The Joker

Ayrıca senaryo boyunca karşılaştığımız güzel referanslar da oynanış keyfini arttırıyor. Oyunun açılışında çalan Frank Sinatra’nın “I’ve Got You Under My Skin”i dehşet bir gönderme olmuş. Bunun gibi ileride neler olacağına dair ustaca yerleştirilmiş ipuçları var. Joker’in eğlenceli şarkısının “Beni evime, tımarhaneye götür” sözü, Henry Adams’ın karantinadakiler içerisinde tip olarak Joker’e en çok benzeyen kişi olması ve en güzeli de Scarecrow’un planlarını “Ne görüyorsun Batman? Korku tarafından yutulmuş bir şehir? En çok güvendiklerin tarafından (Jim Gordon) ihanete uğrayışın? En karanlık sırrının açığa çıkışı?” sözüyle açıklaması sayabileceklerimden bazıları. Cadılar Bayramı’nda Batman’in maskesinin düşüşü de iyi bir gönderme. Oyunun Pauli’s Diner’da başlaması yoluyla da bu oyunun senaryosunu yazmayan ama Arkham Asylum ve Arkham City’de müthiş bir iş çıkarmış olan Paul Dini onore edilmiş. Jerry Robinson da unutulmamış. Joker’i yaktığımız krematörün üzerinde ismini görüyoruz.

The Ghost in Gray poster

DC Evreni’ne ve Batman çizgi romanlarına sayısız referans var. Elbetteki çizgi roman uyarlamalarına da. Knightfall Protokolü, Superman, Queen Endüstrileri, Black Canary, Lex Luthor’un Uygulamalı Bilimler’i satın almak istemesi(kendisi bana göre Batman’i yok etmek için 3 milyar dolar harcayan Arkham Knight’ın baş finansörü), Barbara Gordon’ın Birds of Prey logolu bilgisayarı, Alec Holland, The Ghost in Gray posterleri(Gray Ghost Batman The Animated Series’de görülmüştür), Shakespeare büstü ve Batman patlamakta olan ACE Kimya Fabrikası’ndan Batmobile ile çıkışı bunlardan bazıları.

Birds of Prey

 

 

İnce ayar gerekli mi?

The Riddler

Oyunun sorunları çok konuşulan PC versiyonunu sorunsuz oynama yolu var mı? Takılma ve performans düşüşü olmaması için Ekim sonunda oyunun adam edilmiş olduğu iddia edilen sürümünün raflara düşmesini mi beklemek zorundasınız?

Tüm sorunları çözmek için evet ama takılmaların çoğundan kurtulmak için hayır. Config dosyaları üzerinden yapılacak bir ince ayar, sorunların tamamını olmasa da çoğu sistemde önemli bir kısmını çözüyor.

Catwoman

Daha önce kısaca bahsettiğim gibi oyunun temel problemi Unreal Engine 3’ün texture stream edişi ile ilgili sorunları ve Rocksteady’nin “Sadece tek bir yükleme ekranı olacak” şeklindeki görüşü. Oyun sorunları için sürekli Iron Galaxy’e yüklenen kesim aylardır neden Rocksteady’nin hala adam edememesini ve Ekim sonuna tarih vermesini açıklayamıyor.

Stream edilmesi gereken textureların ağır bir yük oluşu ve bunu adam gibi yapma kabiliyeti olmayan bir motor 8 GBlık belleği hem grafiğin hem genel kullanımın emrine amade etmiş konsollar için sorun değil.

Oyunun orijinal config dosyası tüm sistemleri, özellikle de low-end sistemleri düşündüğü için bize inanılmaz derecede optimizasyondan uzak bir çözümsüzlük sunuyor.

Bu config dosyası ayarlarından uzun uzadıya bahsedip, hangi sistemde neyin yapılması gerektiği, hangi değerin ne anlama geldiği hakkında yazıp yazmamayı uzun süre düşündüm. Ancak Rocksteady oyunun sorunlarını düzelttiğini iddia ediyor. Tüm ayarlar hakkında yazdığım takdirde yazının uzunluğu 3-4 katına çıkacak ve ne yalan söyleyeyim, bu kadar şeyi uğraşıp da yazacaksam emeğime değsin istiyorum. Kaldı ki, daha önce de bahsettiğim gibi bu ayarlamaların problemleri tamamen gidermediği gerçeği de var. O yüzden şimdilik yapımcıların sunduğu çözümü bekleyeceğim, eğer Arkham Knight’ı yağ gibi akan ve sıfır sorun çıkartacak bir şekilde oyunculara sunacaklarsa kapsamlı bir yazı yazmama gerek yok. Oyundaki problemler eski tas eski hamam devam ediyorsa yazının bu bölümünde değiştirilmesi gereken değerleri ayrıntılı bir şekilde açıklayabilirim belki.

Man-Bat

Ancak gene de çok yüzeysel bile olsa ufak tüyolar vereyim: BmEngine.ini’deki [TextureStreaming] kısmında yer alan MinTextureResidentMipCount’ı mümkün olduğunca düşürün. DropMipLevelsLimit, StopIncreasingLimit ve StopStreamingLimit, MaxTimeToGuaranteeMinMipCounte ve de MinRequestedMipsToConsider kurcalamanız gereken ayarlardan. Sebep oyundaki MipMap seviyelerinin stream işinde bizi zorlaması. Normalde 4096x4096lık texturelar için kullanılması gereken Mip seviyesi olan 13 yanlış hatırlamıyorsam default değer olarak geliyor. (Aynı mantıkla 2048×2048 için 12, 1Klık texturelar içinse 11 tane olması lazım. Ki bana göre bunlar bile çok fazla. Çünkü 4Klık texture için 13 tane mip kullanıldığında en düşük texture 1×1 oluyor. Ne gereği olduğunu anlamış değilim.)UseTextureFileCache’i default olarak True görüyorsanız False yapın. Texture pool size ve HysteresisLimit konusu ise biraz karışık. MinEvictSize da kurcalamanız gereken bir ayar.

Bunlar üzerinde oynama yapmanız gereken değerlerden sadece bazıları. Ancak hiç değilse bunlarla uğraşmak sorunlarınızı biraz da olsa çözecektir.

Professor Pyg

Config ayarları haricinde oyunun ayar menüsü gelen geçici yama ile elden geçirilmiş. Film Grain saçmalığından kurtulabiliyorsunuz. Chromatic Aberration çirkinliği de kapatılabiliyor. Enhanced Light Shafts da çok güçlü bir GPUnuz yoksa kapatmanız gereken ayarlardan ancak Enhanced Rain sanıldığı kadar kart zorlayıcı değil. Anizotrop Süzme örneklem sayısını da config dosyası üzerinden halletmeniz gerekiyor.

Sonuç

Scarecrow Fear Toxin

Yazının, özellikle de belirli kısımların çok yüzeysel kaldığının farkındayım. Arkham Knight daha iyi bir oyun olsa daha kapsamlı bir inceleme yazısı yazmayı düşünürdüm. Ama maalesef beklentilerimin biraz altında kalan bir oyun oldu. Oyuna illa not vermem gerekirse 100 üzerinden 85 verebilirim. Eksikleri ve daha iyi olma potansiyeli olsa da Arkham serisine veda edişimiz gene de nahoş olmadı diyebiliriz.

Captain America: The Winter Soldier

Winter Soldier

The Winter Soldier’ı sinemada izlerken birkaç ufak detayı kaçırmıştım, o yüzden detaylı bir yazı yazmak için bekledim. Beklentilerimin çok üzerinde çıkan, MCU’ nun geleceği hakkında umutlanmamı sağlayan bir başyapıtla karşılaşmıştım.  The Avengers’ tan katbekat daha iyi olduğunu rahatlıkla iddia edebilirim. . Hakkında övgü dolu bir yazı yazmayı borç bildiğim için klavye başına geçtim.

Ancak hemen dikkatimi çeken büyük bir paradokstan bahsetmesem olmaz. Bildiğiniz gibi film Agents of SHIELD’ da anlatılan olaylarla yakından alakalı. Hatta dizi bu film çıkana kadar ana konuya tam girememiş, bir sürü filler bölümüyle izleyiciyi kendinden soğutmuştu. Dizinin The Beginning of the End isimli bölümüne bakarsak Ward’un Thomas Nash’i vurmasının hemen ardından Coulson’ ın Fury’den bir çağrı aldığını görüyoruz. O güne Gün 0 diyelim. Aynı gece ise Fury’e giderken uçağının Victoria Hand tarafından kontrol altına alınması, John Garrett’ın pisliğin teki çıkması vs. gibi olaylar yaşanıyor ve bölümün sonunda Hand’in arkasındaki ekranda hellicarrierların Triskelion’ a düşüşünü görüyoruz. Tüm olayların sabaha karşı sona erdiğini düşünürsek Gün 1’de SHIELD tamamen yıkılmış, Captain ortadan kaybolmuş olduğu ortaya çıkıyor. Ve Gün 0’ın başında Fury yaşıyor. Filme dönersek Fury’nin suikaste uğradığı güne Gün A, Cap’in SHIELD’dan kaçmaya başladığı güne Gün B, Sam Wilson’ın oyuna dahil olduğu güne Gün C, Triskelion’daki finalin olduğu güne de Gün D diyelim. Gün D’de HYDRA açığa çıktıktan sonra SHIELD Akademisine saldırıyor, Anne Weawer Jemma’yı uyarıyor en sonunda da The Clairvoyant’ın kim olduğu ortaya çıkıyor. CA:TWS’e göre Fury’nin ölümüyle olayların finali arasında 3 gün fark varken dizide bu fark 24 saatten az. Benzer çelişkiler her ay tek bir evreni konu alan onlarca derginin çıktığı çizgi romanlarda görülmesi affedilebilir bir durumken, çelişmemek zorunda olduğu az sayıda film ve tek bir dizi olan koskoca bütçeli bir yapımda yaşanması eleştirilmesi gereken bir nokta. Ama X-men filmleri sağ olsun sinemada da bu tarz şeylere alıştık.

Onun haricinde diğer eksilere gelirsek bu kadar kaliteli bir filmde kahramanın gene son saniyede günü kurtarması gibi klişeler, bazı efektlerin kalitesizliği, ufak tefek senaryo boşlukları göze batmıyor değil. Bu kadar kaliteli bir hikâyenin daha iyi anlatılması gerektiğini de es geçmemek gerek.

Bu kadar kusur kadı kızında da olur deyip filmde neleri beğendiğimden bahsetmem gerekirse:

1/Öncelikle kurgu mükemmel. HYDRA’nın SHIELD’ı nasıl ele geçirdiğinin detayları ise muhtemelen Agents of SHIELD’da bu sezon anlatılacaktır, o yüzden HYDRA’ nın sızma operasyonu ile ilgili senaryo boşluklarının doldurulmasını beklemek gerekir. Ve bu büyük komplodan çok feci malzeme de çıkartılması olası. Ancak film bunu yapmıyor ve tüm planı Zola’nın ağzından özetliyor. Bu alkışlanacak bir yön. HYDRA Ten Rings ile de, Roxxon ile de (dün rüyamda Aldrich Killian’ın HYDRA ajanı çıktığını gördüm,), İran Devrimi, SSCB’nin dağılması, Kennedy suikasti, Kuzey Kore ile Güney Kore’nin çatışması gibi yakın tarihteki her türlü olayla ilişkilendirilebilir. Seyirciyi heyecanlandırmak için ucuza kaçabilirler, sinema salonundakileri “Ooooo Michael Jackson’ın doktoru da HYDRA’danmış” dedirtebilirlerdi. Yapmadılar. Helal olsun diyorum.

Arnim Zola

2/Dövüş sahneleri hakkında bir şey dememe gerek var mı?

Kaptan Amerika Kalkanı

3/Winter Soldier’ın az görülmesi, çıktığı sahnelerde gerilimin yükselmesi, Cap-Bucky ilişkisine daha fazla değinmeyi bir sonraki filme bırakması başarılı.

4/Nick Fury ve Cap arasındaki görüş ayrılıkları, izleyiciye “Cap mi haklı Fury mi?” dedirtmesi ve “güvenlik mi daha önemli özgürlük mü?” sorusunu sordurtması çok güzel olmuş.

5/Zola’nın Captain ve Natasha ile konuştuğu sahneyi defalarca izliyor ve tuhaf bir zevk alıyorum. Neden bu kadar hoşuma gittiğini tam olarak anlayamadım.

Arnim Zola

6/Zola ve Alexandar Pierce’in davasına gayet inanmış “kötü adamlar” olması (Pierce’ın en önemli kurmaylarından John Garrett’ ın “başlarım HYDRA’ya da dünya düzenine de ben menfaatimi düşünürüm arkadaş” tavrıyla hoş bir tezat oluşturmuş), Sitwell ve Pierce gibi özünde(yani Marvel 616 evreninde) iyi olan karakterlerin filmde HYDRA ajanı çıkmaları,  seyiriciyi  yanlış yönlendirecek ufak detaylar, Nick Fury’nin gene her türlü senaryoya hazırlıklı taktiksel deha olarak lanse edilmesi ve Pierce’ a “You need to keep both eyes open” şeklinde taşı gediğine koyuşu (HYDRA tehditlini son anda anlaması çelişki olarak gözüküyor elbette.)  gibi küçük ve hoşuma giden detaylardan da sürüyle var.

Nick Fury

Sonuç olarak Marvel Cinematic Universe’deki en kaliteli ve en heyecan verici film oldu benim için. Film hakkında ne yazsam yetersiz kalacak. Artık MCU’nun geleceğine daha fazla umutla bakıyorum. Ve yıllardır dile getirdiğim “Avengers 3 bence Civil War’ı konu alacak” şeklindeki iddiamı destekleyen bir film olması da kişisel sempatimi arttırmıyor değil. Tahminlerime göre Avengers: Age of Ultron sonrası yaptığı hatadan dolayı o ana kadar milyonların sevgilisi olan Tony Stark bir anda halkın en nefret ettiği adam olacak ve Civil War’a doğru giden süreçte bir adım daha atılacak. Filme fazla kalmadı, bekleyip göreceğiz.

Arnim Zola Ultron

Son bir tahmin daha: Captain Fury’e “bırak artık bu SHIELD işlerini” dediği anda Fury’nin SHIELD’dan vazgeçmeyeceğini biliyordu. Fury’e SHIELD’ın operasyonlarını yer altına indirmesi için fırsat verdi. Cap gibi sorumluluk sahibi bir adamın aklına “SHIELD olmazsa dünyayı kim koruyacak kahramanlar olarak yeterli olabilecek miyiz?” sorusunun gelmemesi bana göre imkansız. İleriki filmlerden birinde bu durum Rogers’ın ağzından esprili bir şekilde dile getirilirse çok şık olur.

Black Widow seksi

Çizgi Romanlardaki Mantık Hataları

Dost site olan Resimliroman. net’ te 2 küsur yıl önce “Çizgi Romanlardaki Mantık Hataları” üzerine bir başlık açılmıştı. Bu konuda düşüncelerimi sizle burada paylaşmak istedi gönlüm. Uzun süredir şikâyetçi olduğum bir konuydu bu. Kendimi çok zeki hissetmesem de ortalamanın üzerinde bir merak duygusuna sahip olduğum konusunda tevazu gösteremem. Lakin idealin çok altında olduğu kabul etmem gereken bir gerçek. İçinde bir tutam narsis kompleksi barındıran-bir tutam?-kendi kişilik analizimi bir kenara bırakıp sadede gelirsek şikâyetçi olduğum bu konuya ilk başlarda çok tepki veriyordum fakat artık kanıksadım.

Durum sadece çizgi romanlarla sınırlı olsa daha çok üzülecektim fakat büyük paraların döndüğü Hollywood filmlerinde de durum böyleydi. Meşhur Matrix serisi tonla çelişki içeriyordu. Yeşilçam’ı asla konuşmayalım. “ Çizgi romanda mantık mı olur, zaten fantastik öyküler bunlar” diye düşünmeyin. Burada içerdikleri çelişkilerden bahsediyorum. Sözgelimi Spiderman gibi biri maksimum 10 ton kaldırdığı kabul edildikten sonra adamı 500 ton kaldırırken çizemezsiniz. Ya da Punisher Rhino’yu boynuzundan tutup çeviremez. Mesela en son dikkatimi çeken örneğe gelirsek. Mantık hatası olup olmadığından emin olamadığım bir durum var. Lisede Kimya dersi uyumak yerine dinleseydim belki kesin bir şeyler söyleyebilirdim. -Kişilik analizimi tekzip eden bir bilgi verdim-

Batman&Bane isimli one shot’ta (belki de seridir ) Bane nükleer silahlar taşıyan bir savaş gemisini kaçırıyor ve kendisine 2 milyon papel verilmezse Gotham’ı harabeye çevireceğini söylüyor.(Ben olsam bu kadar az bir miktar istemezdim. Çok daha uçuk isteklerim olurdu. Zaten Gotham’ı da o hale çevirip de Mad Max’i mi çekeceğim?) Batman, canını bağışladığı Nightwing ve Robin tarafından yenilgiye uğrayınca böyle kele böyle tarak diyerek hem kendini hem Gotham’ı kızartmaya karar veriyor. Nükleer silahların suyla temas etmesi için gemiyi batırmaya çalışıyor. Burada anlamadığım nokta şu: Füzyonun ve fisyonun (hangisi önce başlamalıysa) başlaması için deniz suyunun düşük sıcaklığı yeterli mi? Bu işin bu kadar basit olacağını zannetmiyorum. Bunun dışında çizgi romanlarda o kadar fazla mantık hatası var ki… Farkettiklerimin içinde en ilginç olanları daha sonra paylaşmayı düşünüyorum.