1602

Neil Gaiman hayranı bir okur değilim. Çizgi romanla ilgisi olmayan birçok insanın beğenerek okuduğu Sandman’i pek sevmem. Buna sebep olan şey kişisel sebeplerin dışında- Bu kişisel sebepleri belki bir gün anlatırım. Ama çok heyecan verici bir muhabbet olmaz.- Sandman’in ilk cildini okurken inanılmaz sıkılıp, sonuna kadar sabredemeden bırakmam ki aslında ikincisi de teknik açıdan kişisel sebep sayılır. Neil Gaiman’ın “Whatever Happened to The Caped Crusader”ı beni baymasa da bu öyküye bayılmadım. Bu sebeplerle 1602’nin Türkçe baskısını okurken çok keyif alacağımı ummuyordum. Cildi okumaya önce Neil Gaiman’ın sonsözü ile başladım. Öncesinde dijital renklendirmeyi yapan Richard Isanove’un çıkardığı işi takdir etmiştim. Gaiman ilginç şeylerden bahsediyordu, 11 Eylül dolayısıyla kanın gövdeyi götürdüğü, binaların havaya uçtuğu bir öykü olmayacaktı bu öykü. Sonsöz oldukça hoş bir üslupla yazılmıştı fakat gene de iyi bir senaryo ile karşılaşacağımı sanmıyordum.

1602

 

Hatta ilk bölümdeki bazı diyaloglar olmasa sıkılıp okumayı bırakabilirdim. İlk bölümde Matthew Murdoch’ın “Eğer herkes geri dururken, şeytan cesaret edebiliyorsa şeytanı oynamaktan mutluluk duyarım delikanlı” şeklindeki sözü çok hoşuma gitti ve bir yerden tanıdık geldi. Çok ünlü bir eserde buna benzer bir sözün yer aldığından eminim fakat şu anda hatırlayamıyorum.

Marvel 1602

Biraz önce Matthew Murdoch ismiyle karşılaşınca bir imla hatası yaptığımı mı düşündünüz? Eğer böyle düşünüyorsanız sizinle aynı fikirde değilim çünkü yanıldınız. Murdoch’ın “delikanlı” diye hitap ettiği hayali şahsiyet Peter Parquah, hayır Parker değil Parquah. İşte 1602 popüler Marvel karakterlerinin bazılarının ismi değiştirilerek 17.yy’a uyarlandığı bir alternatif evren hikâyesi. Ortaçağ öykülerinden hoşlanmayanların bile ilgisini çekebilir, çünkü romanda bilimkurgu öğeleri de bulunuyor. Eserin konusunu özetleyerek keyif kaçırmak istemiyorum. Sadece daha fazla merakınızı arttırmak için şu kadarını söyleyebilirim: Kraliçe Elizabeth ölüm döşeğinde ve saray doktoru Stephen Strange her canlının başına gelecek hadiseyi ileri bir tarihe ertelemek için elinden geleni yapıyor. Doktorluğunun yanında büyücülükle uğraşması ve burnu havada bir tip oluşundan dolayı Sir Nicholas Fury ile çok sağlıklı bir ilişki içerisinde değil. Havaların soyadı gibi tuhaf olması onu da endişelendirmekte. Onu endişelendiren bir başka konu ise tahta çıkmak için Kraliçenin bu dünyadan göçüp gitmesini bekleyen İskoç James. James büyücülerden hiç hoşlanmıyor. Büyücülerden daha çok nefret ettiği bir şey ise “cadı soyu” kategorisine sokulan mutantlar. İspanyol Engizisyonu ile Carlos Javier ve yardakçılarını yakalamak üzere anlaşmış durumda. Son olarak Roanoke Kolonisinden Virginia Dare ve başlarda önemsiz bir karakter gibi gözüken Kızılderili(?) koruması Rojhaz bir gemi ile Britanya’ya geliyor. “Bunun neresinde bilimkurgu öğesi var?” diyebilirsiniz. Kitabı okuduktan sonra böyle düşünmeyeceğinize dair bahse girerim.

1602 Steve Rogers

Serinin görsel anlamda oldukça başarılı olduğunu belirtmiştim. Ortaçağın kasvetli havası çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Neil Gaiman ise kurguladığı kaliteli hikâyeyi lâtif diyaloglarla süsleyerek işini çok iyi yapmış. Sonuç olarak 1602’yi kreması da süslemesi de keki de lezzetli olan bir pastaya benzetiyorum. Fakat pastanın güzelliğini takdir ettikten sonra hızlı bir şekilde yiyip bitiriyorsunuz ve geriye bir şey kalmıyor. Bu yüzden bir Watchmen ya da From Hell değil veya efsanevi bir mainstream öyküsü kadar kaliteli değil. Fakat Amerikan Ana Akım Çizgi Romanlarını temel alan en iyi alternatif evren öykülerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Nitekim 2005 yılı Quill ödülü almış bir eser bu. Cilt haline getirilmiş versiyonu Gerekli Şeyler tarafından Türkçemize kazandırıldı. Orijinaline yakın bir kalitede basılan Türkçe edisyon uygun bir fiyatla satılıyor. İki ay kadar önce aldığım bu grafik romanı dün itibariyle okuyup, bitirme fırsatı buldum. Türkiye’deki çizgi roman piyasasının son zamanlarda canlandığını görmek oldukça keyifli bir durum fakat bu canlanma yeterli değil, özellikle Amerikan Çizgi Romanları söz konusu olduğunda. Yayınevleri oldukça zor şartlarda, zarar etme olasılıklarının mutlak kesinliğe yakın olduğunu bildikleri halde bu işe girişiyorlar. Ülkede çizgi romanlara oluşan önyargı kırılmadıkça okur olarak daha fazlasını beklemek hayalcilik olur.

Peter Paul Rubens

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s